default

DW

Ayasofya’da kılınan ilk Cuma namazının ardından Gerçek Hayat dergisi Hilafet konusunu gündeme getirdi. AKP iktidarı tarafından pek hoş karşılanmayan bu çıkışın arka planını Banu Güven DW Türkçe için değerlendirdi.

Tartışma Gerçek Hayat dergisinin hilafet meselesini kapak konusu yapmasıyla başladı. Dergideki makalelerde, İsmet İnönü’nün İngiltere ile gizli olarak imzaladığı iddia edilen, hilafetin kaldırılmasını kabul eden anlaşmanın açıklanması talep ediliyor ve özetle, Ayasofya’nın camiye dönüşmesiyle beraber hilafet üzerine de düşünülmeli deniyor. Abdurrahman Dilipak’ın derginin kapağını Twitter’da paylaşmasıyla tartışma büyüdü. Ayasofya’nın minberine fetih kılıcını çıkaran bu iktidarın bir tür hilafet yolunda ilerlediği endişesi de bu yüzden canlandı.

Kadınları evlilik içinde şiddetten koruyan ve toplumsal cinsiyet eşitliğinden söz edilen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme baskıları ve buna eşlik eden argümanlar, Erdoğan’ın parti yönetiminden bu konunun araştırılmasını istemesi, Ermeni Kilisesi’nin haçını söküp kıran kişiye verilen cezanın gerekçesinde En’am Suresi’ne atıfta bulunulması, dini referansların hayata her gün daha fazla sokulması… Hepsi Türkiye’deki seküler kesimin gidişata dair endişelerini artırdı. Yetmedi, Cumhurbaşkanlığı’na bağlı bir memur olan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş bayram hutbesini de yine elinde kılıçla okudu.

Yanlış bilmiyorsam Cumhuriyet tarihinde “Hilafet geri mi gelecek?” tartışması ve endişesi hiç bugünkü kadar canlı olmamıştı. Hilafet gelmeyecek de olsa, Cumhurbaşkanı’nın bu tartışmadan dolayı gururunun okşandığı fikrindeyim. Adı öyle konmasa da, Erdoğan çok uzun zamandır bir nevi halife rolü üstlenmeye çalışıyor. Kazandığı her seçimden sonra balkona çıkıp, Uzakdoğu’dan Balkanlar’a ve Afrika’ya uzanan bir coğrafyadaki Müslümanlar’a sesleniyor. Dini referanslı her hamlesinde İslam dünyasına bir selam gönderiyor. Bu tavırla memlekette seçmenden puan topluyor her şeyden önce.

Tamamını okuyun

Bir cevap yazın